Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler TEMİNATA VERİLEN ALACAK SENETLERİ REESKONTA TABİ TUTULABİLİR Mİ?

TEMİNATA VERİLEN ALACAK SENETLERİ REESKONTA TABİ TUTULABİLİR Mİ?

Yazar : Hesap Uzman Yardımcısı Mustafa NARİNOĞLU
Dergi : Aralık 1986
MUSTAFA NARİNOĞLU
Hesap Uzman Yardımcısı

1 — Giriş:
 
iktisadi işletmelerde peşin alım ve satımın dışındaki muameleler alacak borç ilişkisi doğurur ve işletmeler genellikle alacaklarını bir senede bağlarlar. Böylece vade ve tutar itibariyle belirlenen alacağın özel hukuk çerçevesinde tahsiline güvence oluşturmak amaçlanır.
işletmelerin bilançolarında kayıtlı olan alacak senetleri ancak vadelerinde üzerlerinde yazılı değere ulaşırlar. Bu nedenle alacak senetlerinin değerleme günündeki gerçek değeri, üzerinde yazılı değerden (nominal değerden) azdır.
V.U.K.’nun 281. maddesiyle «senede bağlı alacaklarının nominal değerinin değerleme günü değerine indirgenmesine izin verilmiştir. Söz konusu maddede «Vadesi gelmemiş senede bağlı alacaklar değerleme günü kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde senette faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankası'nın resmi ıskonto haddinde bir faiz uygulanır.» hükmü yer almıştır.
Uygulamada «reeskont» olarak adlandırılan bu işlem V.U.K.'nun 281. maddesinin üçüncü fıkrasıyla banka ve bankerler ile sigorta şirketleri için zorunlu tutulmuştur.
işletmeler aktiflerinde kayıtlı alacak senetlerini beş şekilde kullanabilirler.                                                     
Alacak senetlerini portföylerinde (senet kasası) tutabilirler.
— Alacak senetlerini vadesinden önce bankalara temlik ederek nakde çevirebilirler (ıskonto ve iştira senetleri).
— Bankadan aldıkları kredinin teminatı olarak ellerindeki alacak senetlerini verebilirler (teminata verilen senetler).
— Bir borcun ödenmesinde alacak senetlerini ciro ederek kullanabilirler.
— Alacak senetlerini bir ticari ilişki dolayısıyla üçüncü şahıslara teminat olarak verebilirler.
Görüldüğü üzere işletmeler, portföylerinde bulunanlarla vade tarihine yakın zamanlarda banklara tahsil edilmek üzere verdikleri senetleri, mülkiyetlerinde bulundurmanın yanında diledikleri gibi tasarruf edebilme haklarına da sahiptirler. örneğin söz konusu senetleri nakde çevirebilecekleri gibi bir borcun ödenmesinde ciro ederek de kullanabilirler.
Ancak teminata verdikleri alacak senetlerinin mülkiyetlerini kendilerinde tutmakla birlikte, bunlar üzerindeki tasarruf hakları sınırlanmaktadır. Bu nedenle hukuki açıdan diğer senetlerden farklılık gösterirler.
II — Alacak Senetlerinin Teminata Verilmesinin Dayanağı ve Doğurduğu Hukuki Sonuçlar:
Alacak senetlerinin teminata verilerek karşılığında kredi alınmasını hukuki dayanağı Türk Ticaret Kanunu’nu 601'inci maddesinde düzenlenen «rehin cirosu»dur. TTK.’nun 601. maddesi şöyledir:
«Madde 601 — Ciro, 'Bedeli teminattır', 'Bedeli rehindir' ibarelerini yahut terhini ifade eden diğer herhangi bir kaydı ifade ederse, hamil poliçeden doğan bütün haklan kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir.
Poliçeden mesul olanlar kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri hamile karşı ileri süremezler ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.»
Görüldüğü gibi senedin mülkiyeti rehin verene ait görülüyorsa da bu hak son derece kısıtlanmakta, rehin alan (hamil) poliçeden doğarsa bütün hakları kullanabilmektedir. Rehin veren açısından mutlak mülkiyet hakkı sınırlandırılmış olmaktadır.
Rehin cirosunun özellikleri ve hukuki sonuçlan konularda hukukçuların birleştiği noktalar şöylece sıralanabilir:
1 — Rehin cirosunun tamamlanabilmesi için rehin alanı (hanül) senedin zilyetliğini elde etmesi (teslim) şarttır.
2 — Senedin mülkiyeti devredene ait olmakla beraber devralan senet üzerinde ayni bir hak kazanmıştır.
3 — Senedi devralan kişi senetten doğan bütün haklan kendi adına kullanır.

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI