Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler YENİ VERGİ KANUNLARI VE 1981 YILI SABİT KIYMET İKTİSABI NEDENİYLE ÖDENEN KUR FARKLARININ M ...

YENİ VERGİ KANUNLARI VE 1981 YILI SABİT KIYMET İKTİSABI NEDENİYLE ÖDENEN KUR FARKLARININ MALİYETE ETKİSİ

Yazar : Hesap Uzmanı Yunus Nacar
Dergi : Aralık 1981
YUNUS NACAR
Hesap Uzmanı

I- GİRİŞ
 
Bilindiği üzere, yatırımcı işletmeler, yatırım konusu sabit kıymetlerinin bir kısmını yurt içinden, bir kısmını da yurt dışından temin etmektedirler.
 Yurt içinden temin edilen sabit kıymetler, iktisap tarihinde maliyet bedeli üzerinden aktife alınmakta ve bu değer amortisman konusu olmaktadır.
Bir kısım yatırımcı işletmeler ise yatırım konusu kıymetlerini döviz kredisi ile yurt dışından ithal etmekte ve iktisap olunduğu yılda cari kur üzerinden aktifleştirerek bu değeri o sabit kıymetin amortismanına baz olarak almaktadırlar.
Sabit kıymetin aktife alındığı dönemden sonra yapılan para operasyonları sonucu, işletmelerin sabit kıymet iktisaplarında kullandıkları dövizlerin Türk Lirası karşılığında bir artış meydana gelmekte ve kredi taksitinin ödenmesi sırasında bu artış miktarı (kur farkı) da ödenmektedir.
Yazımızın konusunu, yatırımcı işletmelerin, sabit kıymet iktisabında kullandıkları döviz kredisinde, bir para operasyonu nedeniyle meydana gelen artışların, Vergi Usul Kanunu bakımından tabi olacağı esaslar teşkil edecektir.
II- İKTİSADİ İŞLETMELERE DAHİL SABİT KIYMETLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
A- Genel Olarak
İktisadi işletmelere sabit kıymetler, Vergi Usul Kanunu’nun 269. maddesine göre maliyet bedeli ile değerlenmektedir. Maliyet bedeli ise, aynı yasanın 262. maddesinde, “iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamı” şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca, 270. maddede de gayrimenkullerde, maliyet bedeline satın alma bedelinden başka;
— Makina ve tesisatta gümrük vergileri; nakliye ve montaj giderleri ile,
— Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden doğan giderlerin de girmesi öngörülmüştür.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, mükelleflere, maliyet bedeline ithal etmek veya genel giderler arasında göstermekte serbestlik tanınan giderler ayrı ayrı sayılmıştır. Bunlar da; noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergileridir.
B- İthal Edilen Sabit Kıymetlerin Değerlenmesi
İthal edilen sabit kıymetlerde satın alma, bedeli, ithal için ödenen döviz miktarının Türk Lirası karşılığıdır. Eğer sabit kıymet, döviz kredisi ile temin edilmişse, sabit kıymetin maliyet bedelinin asli unsurunu yabancı para (döviz) ile borçlanılan bedel oluşturacaktır. Bu bedel, aynı zamanda bilançonun pasifinde yabancı para ile olan borç olarak yer alacak ve ödeninceye kadar ilgili sabit kıymetin satın alma bedeli özelliğini koruyacaktır.
C- Sabit Kıymet İktisabında Kullanılan Kredi Faizlerinin Durumu
Sabit kıymet iktisabında kullanılan kredi faizlerini iki grupta kavramak gerekir.
a- Sabit kıymetin aktifleştirildiği hesap döneminde kesinleşmiş olan faizler
Sabit kıymetin aktifleştirildiği hesap dönemi sonuna kadar, ödenme veya tahakkuk suretiyle kesinleşmiş olan faizlerin sabit kıymetin maliyetine dahil edilmesi zorunludur.
b- Sabit kıymetin aktifleştirildiği dönemden sonra tahakkuk eden faizler
Sabit kıymetin aktifleştirildiği hesap döneminden sonraki dönemlerde tahakkuk edecek faizleri, sabit kıymetin maliyetine dahil etmek veya doğrudan tahakkuk yılının kâr-zarar hesabına intikal ettirmekte işletmeler serbesttirler. Bu konuda, Vergi İdaresinin uygulanması böyle olduğu gibi, Danıştay’ın aksi yönde verilmiş bir kararı da bulunmamaktadır.
III- SABİT KIYMET İKTİSABINDA KULLANILAN DIŞ KREDİLER DOLAYISIYLA ÖDENEN KUR FARKLARININ TABİ OLACAĞI ESASLAR
A- 104 No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen GENEL İLKE
Yukarıdaki bölümlerde kısmen değinildiği üzere, yatırımcı işletmeler, yatırım bankaları aracılığı veya doğrudan almış bulundukları döviz kredisi ile yatırım malları, başka bir deyimle amortismana tabi iktisadi kıymetler ithal etmekte ve bu kıymetleri, ithal edildiği yıl bilançosunun aktifine, değerleme günündeki kur üzerinden değerleyerek kadetmekte ve bu değer üzerinden amortisman ayırmaktadırlar. Sabit kıymetin aktife girdiği dönemden sonra yapılan bir devalüasyon sonucunda işletmeler, döviz borçlarında Türk Lirası karşılığında meydana gelen artışı (kur farkını) ödemek durumunda kalmaktadırlar. Dövizli borçlar nedeniyle ortaya çıkan bu kur farklarını ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.