Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler SEVK İRSALİYESİ

SEVK İRSALİYESİ

Yazar : Baş Hesap Uzmanı Tacol TAŞDEMİR
Dergi : Ocak 1986
TACOL TAŞDEMİR
Baş Hesap Uzmanı

Sevk irsaliyesi vergi mevzuatımıza ilk defa 30.12.1980 tarih ve 2365 sayılı 213 sayılı Vergi Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin kanunla girmiştir.
2365 sayılı kanunla Vergi Usul Kanununun 230. maddesinin 5 numaralı bendinde değişiklik yapılmış ve 1.1.1981 tarihinden itibaren mal satanların bir kısım teslimlerinde sevk irsaliyesi düzenlemeleri zorunlu hale getirilmiştir.

- 1981 yılında başlayan ve son beş yıldır süre gelen sevk irsaliyesi uygulaması konuluş amacını tam olarak sağlayamamıştır. Ortaya çok önemli aksaklıkları ortadan kaldırmak amacıyla ilgili madde hükmünde 1986 yılından itibaren uygulamaya yön verecek değişiklikler yapılmıştır.
Aşağıdaki VUK'nun 230. maddesinin 5 numaralı bent hükmünün değişmeden ve değiştikten sonraki şekillerini verecek daha sonra uygulamanın alacağı şekil üzerinde duracağız.

Vergi Usul Kanununun faturanın şekline ilişkin olan 230. maddesinin 5 numaralı bendinin 4.12.1985 gün ve 3239 sayılı kanunla değişme , den önceki şekli aşağıdaki gibidir.

«Satılan mallar, faturanın düzenlenmesinden önce teslim edilmişse malın teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın faturanın düzenlenmesinden önce teslim edildiği veya bir mükellefin birden çök işyerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncuya veya diğer bir aracıya emtia gönderildiği hallerde, teslim edilen malların satıcı tarafından bir sevk irsaliyesine bağlanması şarttır. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında, fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231. madde hükmü uygulanır. irsaliyelerde. malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir. Ancak, satılan malın satıcı veya müşteri tarafından taşınması halinde de faturanın veya sevk irsaliyesinin taşıtta bulundurulması zorunludur. Faturanın bulunduğu hallerde ayrıca sevk irsaliyesi aranmaz.)»

VUK'nun 4.12.1985 gün ve 3239 sayılı kanunla değişen 230. maddesinin 5 numaralı bendi aşağıdaki gibidir.

«Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.

Malın, bir mükellefin birden çok işyerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231. madde hükmü uygulanır. irsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.

Şu kadarki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.)»

Vergi Usul Kanununda yapılan bu değişiklik ile giderilmeye çalışılan aksaklıklar ve yeni uygulamanın alacağı şekli aşağıda anlatmaya çalışacağız.

Yapılan en önemli değişiklik madde metninden «Faturanın bulunduğu hallerde ayrıca sevk irsaliyesi aranmaz» hükmünün çıkarılmasıdır. Böylece sevk irsaliyesinin düzenlenmesi, fatura düzenlenmesinden ayrı bir bağımsızlık kazanmış, nihai tüketiciler dışında her teslim işleminde mutlaka sevk irsaliyesi düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir.

Esas itibariyle vergi kayıp ve kaçaklarını asgari düzeye indirmeyi amaçlayan vesika düzeninde, sevk irsaliyesinin fatura düzenlenmiş olması halinde düzenlenmemesi, sevk irsaliyelerinin emtia hareketinin belgesi olma özelliğini büyük ölçüde zedelemekteydi. Ayrıca inceleme elemanlarınca yapılan denetimler sırasında, sevk irsaliyelerinden hareketle kaydi envanter yapılması ve emtia alım satımlarından doğan kazancın saptanması olanaksızlaşmaktaydı. Sevk irsaliyelerinin düzenlenmesi gereken işlemlerde, düzenlenip düzenlenmediğinin kontrolü ise, ancak işlemin yapıldığı anda mümkün olabiliyordu. Daha açık bir deyimle bunların denetimi sadece piyasa kontrolleri ile gerçekleştirilebiliyordu.

Doğal olarak işlemin yapıldığı anda ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI