Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler TAHSİLATIN HIZLANDIRILMASI HAKKINDAKİ KANUN HÜKÜMLERİNDE YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER VE YENİ ...

TAHSİLATIN HIZLANDIRILMASI HAKKINDAKİ KANUN HÜKÜMLERİNDE YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER VE YENİ DURUM

Yazar : Hesap Uzmanı Nurullah ZALOĞLU
Dergi : Şubat 1982
NURULLAH ZALOĞLU
Hesap Uzmanı

20/3/1981 tarih ve 2431 sayılı Tahsilatın Hızlandırılması Hakkında Kanun’un çıkartılmasındaki amaç, geçmiş vergilendirme dönemlerinde bazı mükellefler tarafından elde edilen ve beyan dışı bırakılan ve oldukça yüksek meblağlara erişen servet ve stokların artık yasal bir biçimde ekonomik sistem içinde dolaşımını sağlamak, kesinleşmiş olan vergi, resim ve harçların tahsilini kolaylaştırmak ve uzun yıllar boyunca idare ile mükellefler arasında ihtilaf konusu olan vergi tarhiyatlarına ve henüz sonuçlanmamış takdir işlemlerine kısa zamanda bir çözüm getirmekti.
 
Söz konusu kanunun getirdiği kolaylıklardan yararlanma hakkı belirli bir süre ile sınırlandırılmıştı. Bu süre 1981 yılının Ağustos ayı sonunda sona ermiş ve bu tarihten sonra mükelleflerin kanun hükümlerinden faydalanma hakkı kaybolmuştur.
Ancak, 5 Ocak 1982 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 31.12.1981 tarih ve 2571 sayılı yasa ile 2431 sayılı Tahsilatın Hızlandırılması Hakkında Kanun’un sadece 7’nci maddesi kapsamına giren vergilerle ilgili olarak, takdir işleminin gerektiği değerler veya rayiç bedeller konusuna tekrar bir çözüm getirme yoluna gidilmiştir.
2431 sayılı yasanın 7’nci maddesi Emlak Alım Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi ile Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergisini ilgilendiren sorunları bünyesine almıştır. 2571 sayılı yasa sadece bahsettiğimiz bu vergilere ilişkin uyuşmazlıklar için çıkartılmış olup bu vergilerin dışında kalan vergi resim ve harçlarla ilgili olarak getirilmiş herhangi bir yeni hüküm yoktur.
2571 sayılı yasanın getirdiği hükümler ile ilgili olarak 7’nci maddenin aldığı son şekli ele alıp değerlemesini yapmadan önce sözünü ettiğimiz vergilerin mevzuunu, mükelleflerini ve bu vergilere ilişkin olarak idare ile mükellefler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların nedenini açıklamakta fayda olacaktır.
1 – Emlak Alım Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi ile Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergilerinin Mevzuu ve Mükellefleri :
a – Emlak Alım Vergisi ile ilgili olarak :
Bilindiği üzere, ivaz karşılığında Türkiye’deki gayrimenkullerin iktisabı, gayrimenkuller üzerinde irtifak haklarının ve gayrimenkul mükellefiyetinin tesisi, bu hakların ve kuru mülkiyetin devri; arsa üzerine inşa veya binaya ilave suretiyle binalar, bağımsız bölümler veya katlar (Eklentiler veya ortak yer payları dahil) meydana getirilmesi Emlak Alım Vergisine tabidir. Emlak Alım Vergisinin mükellefi de Vergi mevzuuna giren gayrimenkullerle hakları iktisap eden kişiler olmaktadır.
b – Veraset ve İntikal Vergisi ile ilgili olarak :
Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir surette ivazsız olarak bir şahıstan diğer bir şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutulmakta ve bu malları iktisap eden kişi de verginin mükellefi olmaktadır.
c – Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergisi ile ilgili olarak :
Türkiye’deki arazi, arsa veya bunların üzerindeki binaların (Bağımsız bölümler dahil) ivazlı veya ivazsız (Veraset yolu ile intikaller ile kanuni mirasçılarına yapılan şartlı veya şartsız hibeler, kanuni mirasçılar arasında yapılan her nev’i taksim, ifraz, temlik veya trampalar ile müşterek malikler arasında yapılan taksim ve ifrazlar hariç) devir ve temlikinden ve bunların karşılıklı olarak trampa edilmesinden doğan değer farkları bu vergiye tabi tutulmakta, verginin mükellefi ve bu kıymetleri devir ve temlik eden gerçek ve tüzel kişiler olmaktadır.
2 – Uyuşmazlık Nedenleri :
Gerek Emlak Alım Vergisinde gerekse Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergisinde vergi matrahının temelini oluşturacak olan satış değerlerinin ve bedellerinin beyan tarihindeki rayiç bedelden aşağı olamayacağı ilgili kanunlarda açıkça belirtilmiştir. (EAVK md; 12, GMKAVK md; 45)
Keza, Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun uygulanmasında da menkul mallar emsal bedeli ile gayrimenkul mallar ise rayiç bedelle değerlendirilerek matrah tespiti yapılmaktadır. (VİVK md; 10)
Söz konusu vergileri ödemek durumunda olan mükellefler genellikle rayiç bedelin çok altında bir kıymet beyan ettiklerinden, vergi daireleri bu tür be ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI