Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler KAYITDIŞI EKONOMİ VE BÜROKRASİ

KAYITDIŞI EKONOMİ VE BÜROKRASİ

Yazar : Müşavir Hesap Uzmanı Kemal KILIÇDAROĞLU
Dergi : Haziran 1997
KEMAL KILIÇDAROĞLU
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Müsteşarı Yardımcısı

Türkiye karapara açısından oldukça cömert bir ülke. Kayıtdışı üretim açısından da oldukça başarılı Özellikle tarıma dayalı sanayilerde bunu rahatlıkla gözlemek mümkün. 1980 öncesi Türkiye'de karaparının kullanımı ciddi sorunken, bugün karapara sorun olmaktan çıkmıştır. Çünkü servet beyanı kaldırılmış, bankalarda isimsiz hesaplara para yatırılabilme olanağı getirilmiştir. Ayrıca bu parayla devlet tahvili, hazine bonosu, döviz veya gayrimenkula de yatırım yapılabilmektedir. Dolayısıyla birbirini besleyen mekanizmalar içinde kayıtdışı ekonomi sürekli büyümektedir.
Bugün kayıtdışı üretimleri ile azımsanmayacak güce sahip olanlar her alanda etkinliklerini sürdürmektedirler. Pahalı lüks daireler genellikle bunlar için yapılır. Rüşvet çarkının içinde bunlar vardır. Karaparalarını;
döviz, devlet tahvili hazine bonosu ve borsa üçgeninde en iyi bunlar değerlendirirler. Siyasal arenada önde olmayı çok iyi becerir, etkinliklerini bu alanda da sürdürmekten kaçınmazlar. Bu olgunun yaygınlığı, hızlı bir sosyal çözülmeyi beraberinde getirir.
Ancak kayıtdışı ekonominin bir kuralsızlıklar zinciri olduğunu sanmayalım. Kayıtdışı ekonomi kendi içinde tutarlı, bütün boyutları ile sağlıklı çalışan bir ekonomidir. Hatta bu ekonominin son derece sağlıklı çalışan bir kayıt sistemi de vardır. Hukuk sistemi ve adalet anlayışı resmi hukuk sisteminden daha hızlı çalışır ve adaleti kendi içinde dağıtır. Bunun en somut örneğini de mafya oluşturur. Mafya kayıtdışı ekonominin yarattığı bir organdır. Bu organ, kendi dünyasında disiplin sağlar. adalet dağıtır. Kayıtdışı ekonominin olmadığı yerde güçlü mafya da yoktur.
Kayıtdışı ekonominin gücü kuşkusuz salt ekonomik alanı etkilememektedir. Kayıtdışı ekonomi güçlendikçe, karaparayı ellerinde bulunduranlar siyasal alanı da etkilemekte, sonuçta ülke için daha tehlikeli sonuçlar doğabilmektedir. Bu anlamda vergi vermeyenlerin siyasal iktidarı belirlediği bir ülke konumuna gelinebilmektedir.
Kayıtdışı ekonominin pek çok tanımı vardır. Ancak, hangi tanım benimsenirse benimsensin, kayıtdışı ekonominin varlığı, bir anlamda devletin koyduğu kurallara bazı yurttaşların uymadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Çünkü kurallara uymayanlar, bunun karşılığında büyük ekonomik kazanımlar elde etmektedirler. Bunun içindir ki yasaların öngördüğü cezaları göze alarak kayıtdışı ekonomik faaliyetlerde bulunmaktan kaçınmamaktadırlar. Bu aşamada yasaların yerinde ve zamanında uygulanması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kuralı (yasa, tüzük, yönetmelik vb.) koyan devletin, kurallara aykırı davranılmamasının önlemini alma zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca bunun yanında, kayıtdışı ekonomiden çıkar sağlayanların devletle olan ilişkilerinin koparılması gerekir. Asıl büyük kayıtdışı işlemlerin bu ilişkilerden kaynaklandığı da iddia edilmektedir. Bu iddia DPT vergi ihtisas komisyonu çalışmalarında şöyle yeralmaktadır. "Kayıtdışı ekonomiden anlaşılması gerekenin genellikle söylendiği gibi işportacı, değnekçi, kaçak mal pazarlarının esnafı, küçük esnaf ve sanatkarlar gibi görünen uç elemanların ticaretinin olmadığını belirtmek gerekir. Kayıtdışı ekonomi, ağırlıklı olarak kaçakçılık gibi çoğu kez bir ya da birkaç yönüyle yasadışı ticari faaliyetlerde devletin sağladığı imtiyazların, avantajların kontrolü veya kurumsal varlıkların yağmalanması gibi çarpık yapılaşma ve kentleşmeyle beslenen faaliyetlerin bir kolu mutlak devlette olan örgütlü şebekelerce yürütülmesiyle oluşan ekonimidir.(*) Kuşkusuz trilyonlara varan cirosuyla işportacılık da kayıtdışı ekonomide önemli bir yer tutuyor. Ancak devletin kayıtdışı ekonomiyi özendirecek ortamı yaratmaktan özenle kaçınması gerekir.
Mafya A.Ş.'ler
Bugün Türkiye'de ürkütücü boyutlara ulaşan kayıtdışı ekonominin varlığı, bir anlamda kamunun görevini yapmamasından kaynaklanmaktadır. Nedeni ise devletin ekonomik, sosyal, yönetsel ve hukuki yapılanmasındaki sorunlardır. Bu sorunlar devlet yönetiminde ciddi boşluklar doğurmaktadır. Doğan bu boşluğu da kuşkusuz birileri gelip dolduracaktır. Dr. M. Tören Y&uum ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI