Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler MÜKELLEFLERİN VERGİ İDARESİNDEN ALACAKLARINA FAİZ UYGULAMASI

MÜKELLEFLERİN VERGİ İDARESİNDEN ALACAKLARINA FAİZ UYGULAMASI

Yazar : Baş Hesap Uzmanı Mehmet ŞİRİN
Dergi : Eylül 1998
MEHMET ŞİRİN
Maliye Bakanlığı
Bakanlık Müşaviri

1- Uygulamanın Kapsamı ve Şartları
Bazı vergi kanunlarında değişiklik yapan ve 29 Temmuz 1998 tarih ve 23417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4369 sayılı Kanununun 2. maddesi ile Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesine aşağıdaki 4 no’lu bent eklenmiştir:
“4- Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuat gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz, 120. madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.”
Bu düzenleme ile mükelleflerin vergi idaresinden olan alacaklarının ödenmesinde gecikmeye düşülmesi halinde faiz hesaplanması esası getirilmiştir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, getirilen faiz uygulaması kişilerin idareden olan tüm alacaklarını kapsamamaktadır.
1.1. Faiz Uygulanacak Mükellef Alacaklarının Kapsamı
Faiz uygulamasına konu olacak mükellef alacakları maddede iki ayrı başlık altında ifade edilmiştir. Buna göre, vergi dairesi tarafından;
- fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler ile
- ilgili vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin
iadesinde gecikmeye düşülmesi halinde faiz hesaplanması söz konusu olacaktır. İkinci başlık altında yer alan iadesi gereken vergiler ilgili vergi kanunlarında belirlenmiş olduğundan, bunların kapsamı hususunda bir tereddüt olacağını düşünmüyoruz.
Diğer taraftan, birinci başlık altında yer alan, mükelleften fazla veya yersiz vergi tahsili VUK.’nun 116. maddesinde vergi hatası olarak aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:
“Madde 116- Vergi hatası, vergiye müteallik, hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”
Vergi hataları ve bunların düzeltilmesine ilişkin hükümler VUK.’nun 116-126. maddelerinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde vergi hataları iki ana başlık altında şöyle sıralanmıştır.
- Hesap hataları (VUK. Madde 117)
- Matrah hataları
- Vergi miktarında hatalar
- Verginin mükerrer olması
- Vergilendirme hataları (VUK. Madde 118)
- Mükellefin şahsında hata
- Mükellefiyette hata
- Verginin mevzuunda hata
- Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata
İşte Vergi Usul Kanununun 112. maddesine eklenen 4 no’lu bent ile red ve iadesinde gecikmeye düşülmesi nedeniyle idarenin faiz ödemesi hükmü getirilen, fazla veya yersiz tahsil edilen vergiler genel bir ifadeyle, VUK.’nun 116 ve izleyen maddelerinde açıklanan vergi hatası kapsamında doğan mükellef alacakları olduğunu söyleyebiliriz. Bu genel tanımlamayla birlikte, maddenin kapsamı ile ilgili olarak idare tarafından açıklık getirilmesi gereken bazı sorular da gündeme getirilmiştir.
İlk soru, mükellefe iade edilecek fazla veya yersiz tahsil edilmiş vergiler kapsamına vergi ile birlikte resim, harç, fon gibi mali yükümlülükler de dahil midir? Vergi Usul Kanununda yer alan hükümlerin,gümrük ve tekel ile ilgili olanlar hariç, genel bütçeye girenler ile il özel idareleri ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanacağı anılan Kanunun 1 inci maddesinde açıkça hükme bağlandığına göre, belirtilen vergi, resim ve harçların mükellefe red ve iadesinde 112 nci maddeye eklenen 4 no’lu fıkra hükmünün uygulanacağı tabiidir. Fonlar anılan maddede sayılmamakla birlikte, Savunma Sanayii Destekleme Fonu kurulmasına izin veren 3238 sayılı Kanunun 15 inci maddesi ile “mükellefler ile vergi sorumluları tarafından bu Kanuna göre hesaplanıp ödenmesi gereken Fona ait meblağ hakkında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanacağı” hüküm altına alırken,Gelir ve Kurumlar Vergileri Üzerinden Alınan Fonların Birleştirilmesine İlişkin 3824 sayılı Kanunun 20. maddesinde de; “Mükellef ve sorumlularca hesaplanacak fon payının beyan, tarh, tahakkuk ve ödenmesi ile red ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI