Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler LİMİTED ŞİRKETLERİN KENDİ PAYLARIM EDİNMESİ VE SONUÇLARI

LİMİTED ŞİRKETLERİN KENDİ PAYLARIM EDİNMESİ VE SONUÇLARI

Yazar : - A. Bumin DOĞRUSÖZ
Dergi : Şubat 1986
A. BUMİN doğrUsöz
M.Ü. İkts. ve İdari Blm. Fak.
Mali Hukuk Arştr. Grv.

I — GİRİŞ
Türk Ticaret Kanunu (TTK) md. 526/F’de «Sermaye koyma borcu tamamen yerine getirilmedikçe payların şirket tarafından iktisabı veya rehin olarak kabulü muteber olmaz; meğer ki, bu muameleler esas sermayeye iştirakten doğmayan alacakların ödenmesi maksadıyla vuku bulsun» hükmü yer almaktadır. Benzeri kurallar İsviçre ve Alman hukuklarında da mevcuttur.

Yukarıda verilen bu hüküm, yazımızın konusunu oluşturmaktadır. Yazımızda önce, edinme yasağını; sonra, payların limited şirketçe edinilebilmesini sonuçları ile birlikte ele alacağız, limited şirket tarafından edinilmiş paylara bağlı ortaklık haklarının akıbetini de inceleme konusu yapacağız.

II -
EDİNME YASAĞI

Giriş bölümünde verilen TTK md. 526/1 hükmü, sermaye koyma borcu tamamen yerine getirilmemiş payların şirket tarafından bu borç dolayısıyla iktisabını yasaklamıştır. Hatta bu tür payların sermaye borcu dolayısıyla şirket tarafından rehin olarak alınması da yasak. kapsamında yer almaktadır.
Yasağın konuluş amacı sermayenin korunması ilkesine dayanmaktadır. Zira, sermaye koyma borcu olan bir payın şirket tarafından iktisabı halinde, sermaye borcunun alacaklısı ve borçlusu aynı kişi (= şirket) olacaktır. Bu durum ise, «alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının tdıf şahısta içtimaiyle (= toplanması) borç sakıt olur (= düşer)» şeklindeki Borçlar Kanunu Hükmü (md. 116/1) gereğince sermaye borcunun ortadan kalkmasına ve dolayısıyla sermayenin karşılıksız kalmasına yol açacaktır. Benzeri hususlar, sermaye borcu henüz ödenmemiş paylardan rehin alınması için de geçerlidir. Zira, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılacak bir icra takibinin, borcu karşılayacak semereyi verip vermeyeceği ve dolayısıyla sermayenin karşılıksız kalıp kalmayacağı rehin olarak alma anında belli değildir.

TTK md. 526/1 hükmü, «sermaye koyma borcu» demekte ve sermayenin niteliği bakımından bir ayırım getirmemektedir. Bu nedenle, sermaye borcunun para veya ayın cinsinden olması payını şirketçe edinim yasağı bakımından önemli değildir.

Sermaye borcu olan payın şirket tarafından edinilmesinde, edinimin ivazlı olup olmamasının da konumuz açısından önemi yoktur. Şirketin, sermaye borcu olan payı, bir ivaz karşılığında edinemeyeceği açıktır. Ancak karşılıksız olarak edinmesi halinde, edinim yasağı kapsamına girip girmeyeceği, kanunumuzda açık değildir. Kanaatimizce; yasa koyucunun ivazsız edinimin geçerli olacağına dair Anonim Şirketler için bir hüküm getirirken (TTK. md. 329/1, 6), limited şirketler konusunda susmasını olumsuz olarak yorumlamak gerekir. Bir başka deyişle yasa koyucunun buna izin vermek istemediğini anlamak gerekir.

Sermaye borcunun tamamen ifa edilmiş sayılması için borca mevzu teşkil eden edimin pürüzsüz, tüzel kişiliğin mülkiyetine ve fiili tasarruf muhitine geçmiş olması şarttır. Hatta sermaye borcu ifa edildikten sonra bir noksan yüzünden tasarrufi muamele iptal edilirse, bu halde de borç yerine getirilmemiş sayılır. Keza ayni sermaye değer bakımından sermaye miktarına tekabül etmiyorsa, ortak, noksan nispetinde mesul olduğundan sermaye borcunu yerine getirmiş addedilemez. Zira bu husus TTK. md. 532/1 de «ortaklara koydukları sermaye kısmen veya tamamen geri verilmiş... ise aldıkları para nispetinde mesuldürler» hükmü ile vurgulanmıştır.

Ayrıca, konumuzla doğrudan ilgili olmamakla birlikte genel bir yasak getirmesi dolayısıyla değinmek zorunda olduğumuz bir diğer hüküm, TTK. md. 520/3'de yer almıştır. Söz konusu fıkra hükmüne göre, «Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye aynı ise, payım şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez». Ancak bu yasağa aykırılığın müeyyidesi Kanunda yer almamıştır. Bizce, böyle bir durumda Ticaret Sicil Memurunun TTK. md. 34/1 hükmüne dayanarak keyfiyetini tescilden kaçınması yoluyla bir müeyyide oluşturulabilir.

İnceleme konumuzu oluşturan edinme yasağının, ihlalinin müeyyidesi ise, kanunumuzda yer al ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI