Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler TASARRUF MU? SAVURGANLIK MI?

TASARRUF MU? SAVURGANLIK MI?

Yazar : Müşavir Hesap Uzmanı Kemal KILIÇDAROĞLU
Dergi : Mayıs 1999
KEMAL KILIÇDAROĞLU
Eski Hesap Uzmanı

Bu yazının konusunu 1980 sonrasında,  Başbakanlığın değişik tarihlerde çıkardığı tasarruf genelgeleri oluşturmaktadır. Genelgelerde neler öngörülmüştür? Öngörülen amaçlara ne ölçüde ulaşılmıştır? Kırtasiyecilik önlenmiş midir? Bu ve benzeri soruların yanıtlarını bulmaya çalışacağız. Çünkü siyasilerimiz, tasarruf genelgeleriyle devletin büyük tasarruflar sağladığını, bu genelgelerle kaynak israfına son verildiğini, bürokrasinin azaltılarak vatandaşlara daha iyi hizmet sunulduğunu her ortamda ısrarla dile getirirler. Acaba gerçek böyle mi?
Harcamanın kuralı...
Tasarruf aslında bir kültür, dolayısıyla bir eğitim sorunudur. Hele hele bir kamu görevlisinin kaynak savurganlığına yolaçan davranış veya uygulamalarını hoş görmek elbette doğru değildir. Ancak burada sorulması gereken bir soru var. Acaba kamu görevlileri, kamu harcamalarını nasıl yapıyorlar? Bu sorunun bilinen ve her ülke için geçerli olan tek yanıtı var. Her kamu görevlisi kamu harcamalarını bütçe disiplini içinde yapar. Çünkü bütçe bir ülkenin yıllık gelirlerinin nerelere ve hangi koşullarda harcanacağını gösteren ve geçerliliği bir yılla sınırlı olan bir yasadır. Bütçenin yasa olarak parlamentodan çıkmasının temel nedeni de budur. Çünkü bir ülkede toplanan her kuruş gelirin, hangi amaçlarla nerelere harcanacağını o ülke halkını temsil eden Parlamentonun belirlemesi gerekir. Bütçeyi önemli kılan ilke de budur.
İflasın itirafı...
Bu çerçevede olaya baktığımızda kamu görevlileri kamu harcamalarını yaparlarken aslında Bütçe Yasasını uyguluyorlardır. Çünkü hiç bir kamu görevlisi Bütçe Yasasında öngörülmeyen bir ödeneği harcayamaz. O halde niçin hemen hemen her yıl, ardarda birkaç kez tasarruf genelgeleri çıkarılır? Bu sorunun yanıtını bir tasarruf genelgesi samimi olarak şöyle veriyor. “... kamu kesiminde, öteden beri, bir önceki yıl baz alınarak bütçe hazırlama ve faaliyetleri belirleme anlayışının ekonomiye zarar verir hale geldiği ve bu hususun bazı gereksiz harcama programlarının sürdürülmesine neden olduğu, bu sebeple konsolide bütçe kapsamında yer alan tüm programların gözden geçiril(mesi)...” (1994/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi). Bir Başbakanımızın imzasını taşıyan bu Genelgenin özeti, bütçe disiplininin Türkiye’de iflas ettiğidir. Hatta o kadar sert bir eleştiri var ki, dönemin Başbakanı, yürürlükteki bütçenin ekonomiye zarar verir hale geldiğini itiraf etmektedir. Peki ekonomiye zarar veren bu bütçeyi kim hazırladı? Ekonomiye zarar veren bu bütçeyi Parlamento nasıl onayladı? Ve en önemlisi daha sonraki yıllarda hazırlanan bütçelerde Başbakanın bu eleştirileri niçin dikkate alınmadı?
İflasa önlem, genelge...
Kuşkusuz burada çok önemli bir ayrıntı var. O ayrıntıda bu yazımızın konusunu oluşturuyor. Bütçenin ekonomiye zarar veren unsurlarını tasarruf genelgeleriyle budamak. Yani tasarruf genelgeleri çıkarmak. O zaman şu soruyu sormamız gerekiyor. Bütçe hazırlama anlayışı bir ülkede ekonomiye zarar verir hale gelmişse, bu zararları tasarruf genelgeleri yayınlayarak önleyebilir miyiz? Kuşkusuz ki hayır. Niçin hayır olduğunu rakamlar vererek belirtmeye çalışacağız. Ama önce şu sorunun yanıtını verelim. Tasarruf genelgeleri genellikle hangi alanlarda savurganlığı önlemek için çıkarılıyor? Genelgeleri tarayarak bu sorunun yanıtını şöyle verebiliriz.
a. Demirbaş alımı ve onarımları,
b. Taşınmaz mal edinilmesi, kiralanması,
c. Taşıt alımı ve onarımı,
d. Telefon ve kablolu TV yayını alınması,
e. Gazete, dergi ve benzeri yayınların alınması,
f. Kırtasiye kullanımı,
g. Temsil, ağırlama ve tören giderleri,
h. Personel alımı.
Önce personel...
Tasarruf genelgelerinin konusunu genellikle yukarıda sıralanan konular oluşturmaktadır. Burada asıl önemli olan konu, personelden yapılacak tasarruftur. Çünkü personel alımının kamuya maliyeti bir yılla sınırlı değildir. Kamuda, kişi kendi isteğiyle ayrılmadığı ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI