Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN BÜYÜK HAKSIZ GELİR TRANSFERİ

CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN BÜYÜK HAKSIZ GELİR TRANSFERİ

Yazar : Müşavir Hesap Uzmanı Kemal KILIÇDAROĞLU
Dergi : Temmuz 1999
Kemal KILIÇDAROĞLU
Eski Hesap Uzmanı
VAVEK Başkanı(*)

I - GİRİŞ
Bu toplumda yaşayan tüm kesimleri ilgilendiren ortak konulardan biri de vergidir. Çünkü vergi, kamu harcamalarını karşılamak üzere, herkesin mali gücüne göre belli bir mali yükümlülüğü üstlenmesi demektir. Bu nedenledir ki, vergi tasarıları, hemen hemen her toplumda en çok tartışılan ve yasalaşması aşamasında da hükümetlerin zorlandıkları konuların başında gelir. Dolayısıyla hiç bir iktidar, zorunlu olmadıkça yeni mali yükler getirecek bir tasarıyı parlamentoya göndermek istemez.
Vergi aynı zamanda bir anayasal kurumdur. Anayasamızın 73. Maddesine göre, “vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” O kadar ki, vergi konusunda yasa gücünde kararname çıkarılamayacağı dahi, Anayasamızda hüküm altına alınmıştır. (Anayasa madde 91). Çünkü vergi koymak, değiştirmek veya kaldırmak, doğrudan devletin hükümranlık alanına giren bir konudur. Böylesine ciddi ve önemli bir konunun -kısmen de olsa- yasama organının ilgi alanı dışında bırakılmasını Anayasa uygun görmemiştir. Bunun tek istisnası “sıkıyönetim ve olağanüstü” haldir (Anayasa madde; 91-121).
Vergi konusunda Anayasamızın yürütme organına tanıdığı tek kolaylık, “vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi...”dir. (Anayasa madde 73) Dikkat edilirse Bakanlar Kuruluna tanınan yetki, yeni bir vergi koymak veya varolan bir verginin matrahını yeniden belirlemek değildir. Sadece ve sadece alt ve üst sınırları yasada açıkça belirtilmek koşuluyla muaflık, istisna ve indirimlerle vergi oranlarını ekonominin sağlıklı yönetimi açısından gerektiğinde değiştirebilmektir.
Anayasanın böylesine katı kurallara bağladığı vergi düzenlemelerini uygulamada, bırakın yasa gücünde kararnameyi, genel tebliğlerle acaba değiştirebilir miyiz? Bu sorunun doğru yanıtını vermek için hukukçu olmaya hiç gerek yok. Çünkü yanıtı çok açık. Değiştiremeyiz.
2. Önce gelir vergisi...
Yukarıda kısaca sunduğumuz bilgiden de anlaşılacağı üzere, vergi ancak yasayla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bunun dışındaki uygulamalar yasalara aykırıdır. Yasalara aykırı bir uygulamayı da bir Bakanlığın yapmaması gerekir. Ancak Maliye Bakanlığı maalesef yetkisini aşarak, rantiye kesimine kaynak transferine yol açan bir uygulamayı başlatmıştır.
Maliye Bakanlığı aynı konuda yayımladığı iki ayrı gelir vergisi genel tebliği ile bu anayasal kuralı alt-üst etmiştir. 1998 yılında yayımladığı 209 seri numaralı genel tebliğle, 1999 yılında yayımladığı 220 seri numaralı genel tebliğdeki yorumlar çelişkilidir. Maliye Bakanlığı ilk uygulamasında (209 seri numaralı tebliğ), enflasyondan arındırılarak beyanname dışında bırakılan faiz gelirine isabet eden vergilerin beyannameye net tutarlarıyla dahil edilen faiz gelirleri üzerinden hesaplanan vergiden düşülmesini öngörmüştür. Daha sonraki uygulamasında ise (220 seri numaralı tebliğ), bu hatasını farkederek, görüşünü değiştirmiştir. Yeni tebliğ, enflasyondan arındırılarak beyan dışı bırakılan faiz gelirlerine isabet eden vergi kesintilerinin, beyannameye dahil edilen faiz gelirleri üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilmemesi ilkesini benimsemiştir. Bu uygulama vergi matrahını büyütmektedir. Bir diğer anlatımla Bakanlık bu yorumuyla daha fazla vergi almaktadır. Böyle olunca bir önceki yıl, rantiyelerden alınması gereken trilyonlarca liralık vergi ve fon alınmamış olmaktadır. Görüleceği üzere uygulamadaki çelişkinin nedeni Bakanlığın yaptığı hatadan kaynaklanmaktadır. Çünkü Maliye Bakanlığı 1998 yılında alınması gereken vergi ve fonların önemli bir kısmından tek taraflı olarak vazgeçmiş, yıl içinde kesinti yoluyla aldığı vergi ve fonların önemli bir bölümünü dönem sonunda iade etmiştir. Bakanlık bu hatasını 1999 yılında farkederek görüş değiştirmiş ve 220 seri numaralı gelir vergisi genel tebliği ile menkul sermaye iradı elde edenlerden, bir önceki yıla göre daha fazla vergi almıştır. Ayrıca yıl içinde tevkif yoluyla alınan vergi ve fonların, daha sonra iadesinin önünü kesmiştir. Ama Maliye Ba ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI