Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler KURUMLAR VERGİSİNDE BİR SORUN «DİNLENME TESİSLERİ GİDERLERİ

KURUMLAR VERGİSİNDE BİR SORUN «DİNLENME TESİSLERİ GİDERLERİ

Yazar : Eski Hesap Uzmanı İhsan AKKOY
Dergi : Mayıs 1986

İHSAN AKKÖY
Baş Hesap Uzmanı

Günümüzde, Türkiye'deki kurumlaşma beraberinde sosyal hizmetlere yönelik dinlenme tesisleri giderlerini gündeme getirmekte ve gün geçtikçe büyük kuruluş haline gelen ve çok sayıda personel istihdam eden, şubeleri olan. bankalar ve kurumlarla vergi kanunları yönünden ve özellikle gelir ve kurumlar vergisi bakımından bazı sorunları da ortaya çıkarmaktadır.

Aşağıdaki yazıda bu sorun, dinlenme tesisleri giderlerinin masraf yazılabilme ve ücretin bir unsuru olup olmadığı bakımından değerlendirilerek incelenmeye çalışılmıştır.

Bilindiği üzere Bakanlıklar ve bunların bağlı kuruluşları ile KIT'den bazıları 1970'li yıllardan itibaren personeli için yazlık dinlenme tesisleri kurmaya başlamışlardır. Bu tesislerin kuruluş ve işletilmesi için bütçeden veya kuruluşların bünyesinden tahsisat ayrılmakta, ayrıca buralara dinlenmeye gelen iştirakçi personelden sembolik miktarlarda bir katılma payı veya iştirakçi fonu adı altında bir para tahsil edilmektedir.

Bunun dışında son yıllarda başta bankalar olmak üzere büyük kuruluşlar da, özel sektör olarak, yazlık dinlenme tesisleri edinmekte ve bu tesislerin meydana getirilmesi ve idamesi ile çalıştırılması yönünde yaptıkları giderlerini, genellikle bu kuruluşların kurum olma özelliklerinden dolayı matrahtan indirdikleri gözlenmektedir.

Gerek vergi idaresinin uygulaması, gerekse Mali Yargı kuruluşlarının içtihatlarına göre dinlenme tesislerine ait giderler masraf yazılamamaktadır. Bunun nedeni, hizmet erbabına sağlanan sosyal amaçlı bu istifadenin gider kaydedilebilmesi için ya sağlanan imkanların ücretin bir unsuru olması veya G.V.K.’nun 40. maddesinde bu sosyal amaca yönelik özel bir hüküm olması gerekmesinden kaynaklanmaktadır; bunların genel gider olarak değerlendirilerek sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi mümkün değildir. Vergi idaresi ve Mali Yargı Kuruluşlarının bu görüşü benimsemelerinin nedeni, yapılan bu giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi ile ilgili. giderler arasında mütalaa edilmemesinde olsa gerektir. (Danıştay 4 Daire E. 66/5555 K. 71/6372 sayılı karar ve ayrıca Maliye Bakanlığı'nın 9.5.1972 gün ve 22113-512 sayılı muktezası).Bu giderlerin masraf yazılabilmesi için ancak G.V.K.’nun 40. maddesinde özel bir hüküm olması şarttır.Bu giderler ücretin bir unsuru olarak düşünülemez, çünkü periyodik olarak bu dinlenme tesislerinden personelin hemen hepsi istifade edebilecektir; yoksa iş verimliliğini artırıcı bir yönde etki yapmamaktadır. Gerçi buralarda yapılan tatil ile normal turistik işletmelerde yapılan tatil giderleri arasında maliyet açısından epeyce fark vardır fakat bu konuyu işçi işveren arasında çalışma barışını sağlayabilecek bir unsur olarak değerlendirmek daha yerinde olacaktır. Nitekim bu' tür imkanların toplu sözleşmelerde personele sağlanabilecek bir imkan olarak sendikalarca ortaya konulduğu da uygulamada gözlenmektedir.

Buraya kadar olan izahta, dinlenme tesislerinin işletilmesi ve idamesi ile ilgili giderleri kapsamaktadır. Bunların dışında bir de bu dinlenme tesislerinin inşa ettirilip meydana getirilmesi sonucu ortaya çıkan ve gayrimenkul ile müştemilatı haline dönüşen tesislerin yıllık amortismana tabi olabilme durumu vardır.

Bilindiği üzere G.V.K.’nun 40. maddesinin 7. bendinde, matrahtan indirilecek bir başka gider nevi olarak V.U.K. hükümlerine göre ayrılacak amortismanlardan bahsedilmektedir. Amortisman ayırmanın, şartları ise kısaca; işletmede bir yıldan fazla kullanılma, yıpranma, aşınma veya kıymetten düşmeye maruz bulunma ve envantere dahil olma şeklindedir.Burada şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır; G.V.K.’nun 40/1 maddesi hükmüne göre gider yazılması mümkün bulunmayan kıymet edinimine ilişkin harcamaların amortismana tabi tutulabileceği ve G.V.K.’nun 40/7 maddesi hükmü ile VUK’na uygun olarak amortisman yoluyla gider yazılabilme durumu ortaya çıkmaktadır; Şöyle ki, gelir ve kurumlar vergisi kanunlarına göre ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan bir genel gider mahiyetinde olmayan dinlenme tesisi masraflarının bu kez VUK'na uygun da olsa aynı mantık ve prensipten hareketle amortisman yoluyla da gider yazılabilmesi mümkün değildir; Çünkü ayrılan bu amortismanlar kabul edilmeyen gider meydana getiren ...


Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI