Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler Gerçek Kişilerce Yurt Dışında Elde Edilen Gelirlerin Türkiye’deki Vergilendirme Durumu ve ...

Gerçek Kişilerce Yurt Dışında Elde Edilen Gelirlerin Türkiye’deki Vergilendirme Durumu ve Varlık Barışı

Yazar : Eski Hesap Uzmanı MEHMET BİNGÖL
Dergi : Haziran 2013

Gerçek Kişilerce Yurt Dışında Elde Edilen Gelirlerin Türkiye’deki Vergilendirme Durumu ve Varlık Barışı

 

Mehmet Bingöl

Eski Hesap Uzmanı

 

 

Özet

Tam mükellef gerçek kişilerce yurt dışında elde edilen gelirler yıllık beyan esasında vergiye tabidir. Yurt dışında elde edilen toplam gelir üzerinden Gelir Vergisi’ndeki artan oranlı (%15-%35) vergi tarifesine göre vergi ödenmesi gerekir. Oysa faiz, menkul kıymet satış kazancı, türev ürünler kazançları, yatırım fonu gibi aynı neviden gelirlerin Türkiye içinde elde edilmesi halinde ya çok düşük oranda vergi stopajı uygulaması vardır ya da bu gelirler hiç vergiye tabi değildir. Bu sebeple yurt dışında gelir elde eden kişiler Türkiye’de vergi beyanından kaçınmakta ve birikimler yurt dışında kalmaya devam etmektedir. Böylece zaman zaman gündem gelen “varlık barışı” ihtiyacının sebeplerinden birinin farklı vergi uygulamaları olduğu ortaya çıkmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Tam mükellef, yurt dışı kazançlar, faiz, alım-satım kazancı, menkul sermaye iradı, değer artış kazancı, yıllık gelir vergisi beyanı, vergi stopajı.

 

  1.       GİRİŞ

Hiç kuşku yok ki kişiler açısından elde edilen gelir veya kazancın net tutarı esastır. Bu sebeple elde edilecek gelirin vergi rejimi bilinmesi gereken bir konudur.

Bu sebeple her bir gelir unsurunun;

•          Vergi tevkifatı (Stopaj) durumu,

•          Yıllık Gelir Vergisi beyan durumu,

•          Münferit beyanname durumu,

•          Tam mükellefiyetin ne olduğu ve bu çerçevede beyanı zorunlu gelirlerin kapsamı

gibi konular oldukça önem arz etmektedir.

Bu yazımızda gerçek kişilerce yurt dışında elde edilen gelirlerin Türkiye’deki vergi durumu, Türkiye içinde elde edilen aynı neviden gelirler ile karşılaştırılmalı olarak ele alınacak ve yurt dışında gelir elde eden kişilerin niçin Türkiye’deki vergi beyanından kaçındıkları ortaya konulacaktır.

Sık sık “varlık barışı” adı altında yurt dışındaki paraların Türkiye’ye getirilmesi ihtiyacının ortaya çıkış sebeplerinden birisi olan aynı gelirlere farklı vergi uygulamalarının sakıncası belirtilecektir.

Ülkemizin global finans piyasalarına hızla entegre olduğu bu dönemde ve ayrıca İstanbul’un finans merkezi olması hedefi doğrultusunda konunun ele alınmasında fayda vardır.

 

  1.       FİNANSAL GELİRLERİN NİTELİĞİ

Kişisel tasarrufların yatırımlarda değerlendirilmesi sonucunda elde edilen gelirler vergi mevzuatımızda ya “MENKUL SERMAYE İRADI” ya da “DEĞER ARTIŞ KAZANCI” olarak tanımlanmakta ve bu gelir türlerine özgü vergilendirme ilkelerine göre vergilendirilmektedirler

Vergilemede; “tam & dar mükellefiyet ayırımı”, “yıllık beyanname verme mecburiyeti”, “beyanname verme mecburiyetinin başladığı sınır”, “gelirin elde edilme zamanı”, “enflasyon indirimi uygulaması”, “vergi istisnaları”, “stopaj uygulaması”, “vergi tarifesi” gibi konular belirleyici olmaktadır.

Bunların yanısıra diğer ülkeler ile yapılan “Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmaları”nın ilgili maddelerinin de göz önünde bulundurulması gerekir (Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmaları bulunan ülkeler ve anlaşma metinlerindeki vergi oranları için için Bknz: www.gib.gov.tr “Uluslararası Mevzuat” bölümü).

Gerçek kişiler gelirleri üzerinden GELİR VERGİSİ öderler. Bir yıl boyunca elde edilen gelir, yıllık beyanname ile vergi dairesine beyan edilir ve gelir tutarına göre “artan oranlı” bir tarifeye göre vergi ödenir. Gelir vergisi uygulamasında aşağıdaki prensipler önemlidir:

2.1. Gelirin Şahsi Olması

Gelir vergisi konusuna girecek gelirin önemli özelliklerin ...


Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI