Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler AMME ALACAKLARI KARŞISINDA LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ SORUMLULUĞU

AMME ALACAKLARI KARŞISINDA LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ SORUMLULUĞU

Yazar : - A. Bumin DOĞRUSÖZ
Dergi : Temmuz 1986
A. BUMİN DOĞRUSÖZ
M.Ü. İkt. ve İda. Blm. Fak.
Mali Hukuk Araşt. Grv.

I — GİRİŞ :
Ticaret Kanunumuzun (TTK.) 503. maddesinde, «iki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete limited şirket denir» biçiminde tanımlanan limited şirketlerde de, —bir sermaye şirketi olması dolayısıyla— ortakların şirket alacaklılarına karşı sınırlı ve ikinci derecede sorumluluğu ilkesi benimsenmiştir. Şirket ortağının şirket alacaklılarına karşı olan sorumluluğu, yukarıdaki tanımda da görüldüğü gibi, ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlandırılmıştır. Ortak, sermaye borcunu alacaklı durumunda olan şirkete karşı yerine getirdiği oranda bu sorumluluktan kurtulur. Söz konusu sorumluluk, ortağa sermaye iadesi yapılması veya haksız kar veya faiz ödemeleri halinde yalnız bu miktar kadar canlanır (Bkz. TTK. md. 532/1).

Limited ortaklığın infisahı veya iflası hallerinde dahi ortakların bakiye sermaye borcu dolayısıyla alacaklılar tarafından doğrudan takip edilmesi Ticaret Kanunumuzca uygun görülmemiş ve bu durumda borç için takibin tasfiye memuru veya iflas idaresince yapılması hükme bağlanmıştır (TTK. md. 532/2).

Görüldüğü gibi, Ticaret Kanunumuz, limited şirket ortaklarının şirket alacaklılarına karşı sorumluluğunu önce sınırlamış, sonra da şirket borçlan dolayısıyla alacaklılar tarafından takip edilmelerini önlemek istemiştir. Buna karşılık 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (AATUHK.) 35. maddesinde yukarıda açıkladığımız sistemden ayrılınmış ve amme alacakları bakımından, belirli şartların varlığı halinde şirket ortaklarını doğrudan takip olanağı sağlanmıştır. Anılan madde hükmüne göre, «Limited ortaklıkların ödenmeyen ve tahsil imkanı bulunmayan amme borçlarından dolayı ortaklar vaz ettikleri veya vaz'ını taahhüt eyledikleri sermaye miktarında doğrudan doğruya mesul ve bu kanun gereğince takibata tabi tutulurlar.» Madde hükmüne göre önce borcun bir amme borcu olması, sonra bu borcun şirket tarafından ödenmemiş ve tahsil imkanı olmayan bir borç olması şarttır. Bu şartlar tahakkuk etmedikçe şirket ortağı aleyhine takibat yapılamaz. AATUHK.'un yukarıda metni verilen 35. maddesini konu alan bu yazıda, önce sırasıyla bu şartları ele alacağız, daha sonra da sınırlı sorumluluk ve sorumlu ortağın belirlenmesi üzerinde duracağız.

II —
AMME BORCU :

Bir limited şirket ortağının AATUHK.'un 35. maddesine göre takip edilebilmesi için, şirket borcunun her şeyden önce bir amme borcu olması gerekir. Amme borcu kavramı, AATUHK.'un 3. maddesinde mefhumu muhalifi olan amme alacağı olarak ve «kanunun 1 ve 2. maddesi kapsamına giren alacaklar» şeklinde tanımlanmıştır. Anılan kanunun 1. maddesi kapsamına giren amme alacakları şu şekilde sıralanabilir :

— Devlete, 11 özel idarelerine ve belediyelere ait vergi resim ve harçlar;

— Bu idarelerle ilgili ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafları;

— Bu idarelere ait vergi cezaları, para cezaları gibi asli, gecikme zamları, faiz gibi fer'i alacaklar;

— Bu idarelerin sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşmeden doğanlar dışında kalan ve kamu hizmetleri tatbikatından doğan alacaklar;

— Yukarıda sayılan alacakların takip masrafları.

Anılan Kanunun 2. maddesinde ise, muhtelif kanunlarda «Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen alacaklar»ında amme alacağı niteliğinde olduğu hükme bağlanmıştır.

Yukarıda açıkladığımız AATUHK.'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına girmeyen bir alacak, kamu teşkilatının alacağı dahi olsa amme alacağı olarak kabul edilemez. Kanun'un 3. maddesi amme alacağı kavramım açıklarken 1 ve 2. maddelerine yaptığı gönderme ile amme alacaklarını bir anlamda sınırlandırmıştır. Bunlar dışında kalan alacakların dayanağını teşkil eden özel kanunlarında veya kararnamelerinde, 6183 sayılı Kanuna göre takip edileceği hükme bağlanmış olsa dahi, söz konusu alacak amme alacağı niteliğini kazanamaz. «Bir alacağın, 6183 sayılı Kanuna göre takip veya tahsil edilmesi, söz konusu alacağın amme alacağı niteliğini kazanması için yeterli değil ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI