Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler Yargı Kararı İncelemesi: Şüpheli Alacaklarda Teminat Kavramının Mahiyeti

Yargı Kararı İncelemesi: Şüpheli Alacaklarda Teminat Kavramının Mahiyeti

Yazar : ESKİ HESAP UZMANI, YMM KURBAN NADİR GÜLHAN , Eski Hesap Uzmanı FİSUN TÜRKMEN
Dergi : Temmuz 2016

YARGI KARARI İNCELEMESİ: ŞÜPHELİ ALACAKLARDA TEMİNAT KAVRAMININ MAHİYETİ

 

             Fisun TÜRKMEN                                              Nadir GÜLHAN

Eski Hesap Uzmanı                                            Eski Hesap Uzmanı

 

 

Özet:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda hüküm altına alınan Şüpheli Alacak mevzuu bazı hususları itibariyle uygulamada tartışmalı bir konudur. Özellikle madde metninde yer alan teminat kavramının neleri kapsadığı ve bu kapsamda haciz yoluyla teminatın ve şahsi kefaletin teminat kabul edilip edilemeyeceği veya hangi hal ve şartlarda teminat olarak kabul edileceği uygulamada halen tartışma konusudur. Kanımızca konuya ilişkin verilmiş olan Yargı Kararlarının hangi yönde olduğu uygulamaya yön vermesi açısından önem arz etmektedir. Çalışmada esasen bu kararların bir araya getirilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Şüpheli Alacak, Teminat, Şahsi Kefalet, Vergi Dava Daireleri Kurulu

 

  1.    OLAYIN ÖZETİ

213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 323’üncü maddesinde Şüpheli Alacaklar düzenlenmiş olup, madde hükmü aşağıdaki gibidir:

“Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

1-Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

2-Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

şüpheli alacak sayılır.

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.

Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.”

Yukarıda yer alan kanun maddesine göre bir alacağın şüpheli alacak olarak addedilip söz konusu alacak için karşılık ayrılabilmesi için kısaca aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:

  •       Alacak ticari veya zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmalıdır.
  •       Alacak dava veya icra safhasında olmalı, eğer alacak dava ve icraya değmeyecek derecede küçükse yapılan protestoya veya yazı ile birden fazla istenmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olmalıdır.
  •       Şüpheli alacak karşılığı ayıracak mükellefin bilanço esasına göre defter tutması gereklidir.
  •       Ayrılan karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilmelidir.
  •       Alacak bir teminatla güvence altına alınmış olmamalıdır.

Madde hükmünde yer alan "Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder." ifadesi ile şüpheli alacaklar için karşılık ayrılabilmesi için alacağın teminatsız olması şartı aranmıştır. Alacağın bir kısmının teminata bağlanmış olması durumunda ise, teminattan geri kalan kısım için karşılık ayrılması mümkündür. Teminatın türü ve derecesi ile ilgili olarak da Kanun maddesinde herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.[1] Ancak ileride ele alacağımız bölümlerde de açıklanacağı üzere yargı kararlarında teminat konusuna farklı bir yaklaşım söz konusudur. Bu kapsamda teminat kavramını kısaca konumuz ile ilgili olan kısmı ile ele almakta fayda vardır.

 

  1.     TEMİNAT KAVRAMI İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

 

Teminat, borcun ödenmesinin temini veya ödenmemesi halin ...


Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI