Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler KATMA DEĞER VERGİSİNDE 3297 SAYILI YASA İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

KATMA DEĞER VERGİSİNDE 3297 SAYILI YASA İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Yazar : Eski Hesap Uzmanı MEHMET BİNGÖL
Dergi : Ağustos 1986
MEHMET BİNGÖL
Hesap Uzmanı

«Başlamak başarmaktır» parolasıyla 1.1.1985 tarihinden itibaren yürürlüğe konan Katma Değer Vergisi Kanunumuz, harcamaların vergilendirilmesi alanında günümüzde ulaşılmış en ileri aşama olup, modern bir vergi tekniğine sahiptir.
 

Gerçekten de kanun, mal ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye kadar el değiştirme safhalarında ve sadece o safhada oluşan katma değeri vergileyen, vasıtasız vergilerdeki kayıp ve kaçağı önlemeyi, ticaret ve hizmet alanında eşit rekabet ortamı yaratmayı amaçlayan bir vergi reform kanunudur.
Henüz kısa denilebilecek bir süredir yürürlükte olmasına rağmen, korkulduğunun aksine uygulamada çok başarılı olunduğu bir gerçektir. Gerek Vergi İdaresi'nin becerili uygulaması, gerekse verginin mükelleflerimizce içtenlikle benimsenmesi, kuşkusuz bu başarıdaki başlıca faktörlerdi?.

Katma Değer Vergisi Kanunumuzda, 20.6.1986 tarih ve 1940 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3297 sayılı Kanun ile bazı değişiklikler yapılmış bulunmaktadır. Yapılan bu değişiklikler ile mükelleflere bazı yeni imkanların tanınmasının ve kanunun maddelerinin daha açık hale getirilmesinin amaçlandığı söylenebilir. 3297 Sayılı Kanun ile yapılan başlıca değişiklikler madde başlıklar itibariyle aşağıda açıklanmaya Çalışılmıştır.

Teslim:

Bilindiği gibi Türkiye'de yapılan ve Kanunun 1. maddesinde sayılan mal teslimleri KDV.'ne tabi bulunmaktadır. Buna göre örneğin Gelir Vergisi Kanunu'na göre ticari kazanç çerçevesinde yapılan teslimler KDV. kapsamına girmektedir.

Teslim ise Kanunun 2. maddesinde geniş bir şekilde tanımlanmıştır. Esas itibariyle teslim; bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Özetle, teslim mal üzerindeki mülkiyet hakkının bir başkasına intikalidir.
Anılan maddenin 4. fıkrasına göre teslim, döküntü ve tali maddelerin geri verilmesinin mutad olduğu hallerde veya aynı cins ve mahiyette döküntü ve tali maddelerin geri verilmesi hallerinde, bunlar dışında kalan şeyler itibariyle yapılmış sayılır.

3297 Sayılı Kanun ile söz konusu fıkrada yapılan değişiklikle döküntü ve tali maddelere, kap ve ambalajlar da ilave edilmiş bulunmaktadır. Buna göre kap ve ambalajların geri verilmesinin mutad olduğu hallerde veya bunların yerine aynı cins kap ve ambalaj malzemelerinin geri verilmesinde, teslim bunlar dışında kalan maddeler itibariyle yapılmış sayılacaktır. (3297 S. Kanun Md. 1)
Bu hükmün uygulanmasında mutad olma halinin genel ticari örf ve adetlere göre belirlenmesi gerekir. Ayrıca söz konusu kap, ambalaj malzemesi, döküntü ve tali maddelerin aynen geri verilmesi veya bunların mutlaka aynı parti mala ait olması şart değildir.

Ancak kapların ve ambalaj malzemelerinin, teslim hükümlerine uygun bir devir işleminin söz konusu olması veya anılan maddelerin geri dönmeyeceğinin kesinlik kazanması halinde bunlar teslim edilmiş sayılacak ve Kanunun 24/b maddesi uyarınca matraha dahil edileceklerdir.

Mükellef:

Kanunun 8. maddesine göre KDV.'nin mükellefi esas itibariyle vergiye tabi işlemleri yapanlardır. Ancak 8. maddenin 1. fıkrasında, özellik arz eden bazı işlemler de dikkate alınarak verginin mükellefi ayrı ayrı sayılmıştır.

Maddenin 2. fıkrasında ise, işlemlerin vergiye tabi bulunmaması, fatura veya benzeri vesika düzenleyenlerin ,KDV. mükellefi olmaması gibi hallerde bu belgelerde KDV’ni göstererek vergi tahsil edenlerin, bu vergiyi ilgili Vergi Dairesi'ne ödemekle mükellef oldukları hükme bağlanarak bu kişilerin «vergi» adı altında para tahsil edip haksız kazanç sağlamaları önlenmek istenmiştir.

İşte 3297 Sayılı Kanım ile, bu şekilde fazladan ödenen vergilerin ödemeyi yapana iadesi imkanı getirilmiştir. iadede yetkiyi Maliye ve Gümrük Bakanlığına veren 8. maddenin değişik 2. fıkrasına göre, iade yapılabilmesi için fazladan vergi ödeyen gerçek veya tüzel kişinin indirim hakkına sahip KDV. mükellefi olmaması gerekmektedir. Zira fazla ödenen KDV.'nin, indirim hakkına sahip KDV mükelleflerinin üzerinde bir yük olarak kalması söz konusu olamaz.

Yersiz veya fazla, olarak uygulanan vergilerin iadesi i&cc ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI