Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler VERGİLERİN, MENKUL KIYMETLERİNİ HALKA ARZ EDECEK KURULUŞLARA ETKİLERİ

VERGİLERİN, MENKUL KIYMETLERİNİ HALKA ARZ EDECEK KURULUŞLARA ETKİLERİ

Yazar : Eski Hesap Uzmanı, YMM Sezgin GÖKYOKUŞ
Dergi : Eylül 1986
SEZGİN GÖKYOKUŞ
Hesap Uzmanı

1 — GENEL BİLGİ
 
Şirketlerin orta ve uzun vadeli finansman ihtiyaçlarını karşıladıkları sermaye piyasası ülkemizde yasal olarak çok eski yıllardan beri var olmasına rağmen bir türlü gelişmemiştir. Son olarak 2499 sayılı sermaye piyasası kanunu ile bu piyasa düzenlenmeye çalışılmış ve belli bir güven ortamı yaratılmıştır. Sermaye piyasasının düzenlenme çalışmalarını yanlımca bu piyasa ile kalmamış uzaktan veya yakından ilgili. diğer alanlarda da bir dizi düzenleme yapılmıştır.
Ekonominin ve sosyal hayatın bir parçası haline gelen, maliye politikası araçlarından biri olan ve hemen hemen her alanda çeşitli etkilemelere yol açan vergiler konusunda da sermaye piyasası ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Yazımızda bu düzenlemelerin sermaye piyasasının en önemli unsuru olan satıcılara yani menkul kıymetlerini arz edecek kuruluşlara etkileri ele alınarak açıklanacaktır.
II — VERGİLERİN SERMAYE PİYASASINA MENKUL KIYMET ARZ EDEN KURULUŞLARA (SATICILARA) ETKİLERİ :
A) Kurumlar Vergisi oranının ve istisnaların şirketlere etkisi :
Türk Ticaret Kanunu'nda sermaye piyasasına menkul kıymet arz edecek kurum olarak yalnızca anonim şirketler öngörülmüştür. Ülkemizde ise halka açık anonim şirketler Osmanlı İmparatorluğu’ndan beri kurulamamıştır. Bu şirketlerin kurulması ve yaygınlık kazanması amacıyla kurulacak şirketlerin veya mevcut şirketlerin anonim hale gelmesi teşvik edilmiştir. Tabii, teşviklerin başında da vergiler gelmektedir. Bu konudaki düzenlemelerde ilk olarak Kurumlar Vergisi oranı Gelir Vergisi Oranına göre düşük tutulmuştur. ikinci olarak ise birtakım istisnalar yalnızca kurumlara tanınmıştır. Bu teşvikler etkisini göstermiş ve ülkemizde hızlı bir kurumlaşma olmuştur.
Ancak kuruları şirketler halka açılmaktan ziyade aile fertlerinin veya arkadaşların katılmasıyla az ortaklı ve dışarıya kapalı şekilde kurulmuştur. Bu şirketler aile şirketi olarak anılmakta olup kanunda öngörülen şirketlerden hayli uzaktadır. Oysa kanun çok ortaklı şirketlerin kurulmasını amaçlamış olup bu amacın gerçekleşmesi için 1962 ve 1969 yıllarında Kurumlar Vergisi'ni %20-25 gibi düşük oranda belirlemiştir. Ancak çok ortaklı şirketler kar dağıttığında da elde edenler için Gelir Vergisi söz konusu olacağından oranın düşük olması önem arz etmeyecektir. Fakat düşük oran, kurulacak ve kurulmuş olan şahıs şirketlerinin yukarıda belirtildiği gibi aile şirketi haline gelmelerine yol açmış ve kar dağıtmadıkları içinde az vergi vermelerine neden olmuştur.
Kanun koyucu amaçlamadığı bu durumun meydana çıkması üzerine Kurumlar Vergisi oranını artırıp ortaklara kar dağıtıldığında alınan verginin Gelir Vergisi'nden mahsup edilmesini amaçlamış olup Kurumlar Vergisi oranını 1980 de %50'ye çıkarmıştır. Daha sonra bu oran %40'a indirilmiş olup yansı vergi alacağı olarak belirlenmiştir. Ancak artan oranlı Gelir Vergisi sistemimizde gelir dilimi arttıkça ödenecek vergide arttığı için belirlenen Kurumlar Vergisi oram yinede düşük kalmış ve ortaklara yine kar dağıtılmamış, halka açık şirketler kurulamamıştır.
Vergi kanunlarımızda 3239 sayılı yasayla yapılan son düzenlemelerle vergi alacağı müessesesi kaldırılmış, Kurumlar Vergisi oranı %46'ya yükseltilmiş ve ortakların elde ettiği kazançların (menkul sermaye iratlarının) beyan edilmeyeceği, üzerinden ayrıca bir vergi alınmayacağı belirtilmiştir. Ayrıca Gelir Vergisi tarifesi de değiştirilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalarla, yapılan son değişiklikler birlikte ele alındığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Öncelikle orta düzeyde tüm şirketler Gelir Vergisi'nden fazla bir Kurumlar Vergisi ödeyecektir. Bu ise yeni aile şirketlerinin kurulmamasını sağlamanın yanında bazı aile şirketlerinin tekrar şahıs şirketi haline gelmesine yol açacaktır. ikinci olarak kar dağıtıp dağıtmama artık önem arz etmeyecektir. Çünkü devlet kar dağıtıldığı zaman beyan eden ortaklardan aldığı Gelir Vergisi'ni artık Kumlar Vergisi'nin içinde almaktadır. Dolayısıyla aile şirketlerinin verginin oranı yönünden bir avantajı kalmamıştır.
Ayrıca 3239 sayılı kanunla yapılan değişiklikle Kurumlar Vergisi Kanununun 25. maddesine eklenen fıkra ile halka açık şirketlerde Kurumlar ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI