Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler AĞIR KUSUR CEZASININ AZAMİ OLARAK UYGULANABİLECEĞİ HALLER

AĞIR KUSUR CEZASININ AZAMİ OLARAK UYGULANABİLECEĞİ HALLER

Yazar : Müşavir Hesap Uzmanı Nahit KİTİŞ
Dergi : Ağustos 1991
NAHİT KİTİŞ
Emekli Baş Hesap Uzmanı Yeminli Mali Müşavir

Bilindiği üzere "Ağır kusur fiili" Vergi Usul hukukumuza 1981 yılında, 2365 sayılı kanunla getirilmiştir. Mükerrer 347. maddede düzenlenen ağır kusur fiilinin cezası da 349. maddede, ziyaa uğratılan verginin % 100'ü olarak müeyyidelendirilmiştir.
 
Ağır kusur sayılan hallerin bentler halinde sayıldığı "mükerrer 347. madde"nin 2,3 ve 4. bentleri, bazı kazanç ve irat sahiplerinin, faaliyetlerini Vergi Dairesi'nin ıttılaı (bilgisi) dışında bırakmasına ayrılmıştır. Bu kazanç ve irat sahipleri
- Götürü ticaret erbabı
- Götürü serbest meslek erbabı
- Götürü gider usulüne tabi çiftçiler
- Ücret kazancı sahibi
- Gayrimenkul sermaye iradı sahibi
- Ve menkul sermaye iradı sahibidir.
Bu kazanç ve irat sahiplerinin, faaliyetlerini Vergi Dairesi'nin bilgisi dışında bırakmaları için maddede öngörülen ağır kusur cezasının, asgari bir cezamı yoksa azami bir ceza mı olduğu hususu, Vergi hukukçuları arasında öteden beri tartışma konusu olmuştur.
Ağır kusur cezasının azami ceza olduğu görüşünde olanlar, 344. maddenin 8. bendindeki hadlerin aşılması halinde dahi bu fiillere kaçakçılık cezasının uygulanamayacağını; asgari ceza olduğu görüşünde olanlar ise, sözü edilen bentteki hadlerin aşılması halinde, bu fiiller için kaçakçılık cezasının uygulanabileceğini savunmuşlardır. (Bu konudaki tartışmalar konusunda daha fazla bilgi alabilmek için okurlarımız Vergi Dünyası'nın 72. sayısında Baş Hesap Uzmanı Kadri Özen'in yazısını tetkik edebilirler)
Danıştay 3. Dairesi'nin 13.2.1991 gün E: 1991/67, K: 1991/457 sayılı "kanun yararına bozma kararı" bu konudaki tartışmalara, oldukça önemli bir ışık tutmuştur. Kararın içeriği ve dayandığı gerekçelere geçmeden önce, kanun yararına bozma konusunda bilgi vermeyi yararlı görüyoruz.
"Kanun yararına bozma" nedir?
Kanun yararına bozma, 2577 sayılı "İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 51. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre:
- Bölge İdare Mahkemesi kararı ile
- idare ve Vergi Mahkemelerince verilip Danıştay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlardan
- Niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenler,
- ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından,
- Kanun yararına temyiz olunabilir.
Görüleceği üzere Başsavcı'nın Danıştay’da dava açabilmesi için, ortada, yürürlükteki hukuka aykırı kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması lazımdır. Bu kesinleşme ya bir mahkeme kararının itiraz veya temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi veya esasen Danıştay’da temyiz edilemeyen Bölge İdare Mahkemesi kararlarının kesinleşmesi suretiyle olur. Yürürlükteki hukuka aykırı bir idari uygulamanın, mahkeme kararına dayanmadan, diğer bir ifadeyle dava konusu edilmeksizin kesinleşmesi, kanun yararına bozma konusu edilemez.
Başsavcının temyiz talebi, ilgili dava dairesince onun görüşü doğrultusunca karara bağlanırsa, bu karara "Kanun yararına bozma kararı" denir. Bu karar;
- Daha önce kesinleşmiş olan mahkeme kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Yani karar, hukuka aykırı sayılan hükümleriyle birlikte uygulanmaya devam olunur,
- Kararın bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir
- Ve Resmi Gazetede de yayınlanır.
Böylece kararın, başka mahkemelerin aynı konuda vereceği kararlar için emsal teşkil etmesi, içtihat oluşması sağlanır. Şunu da hemen ilave edelim ki, kanun yararına bozma kararı, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunca alınmış bir karar olmadığı için, bir "İçtihadı birleştirme kararı" değildir.
Kanun yararına bozma konusunda bu kadar bilgi verdikten sonra şimdi konumuza dönebiliriz:
Kırkağaç'ta ticari faaliyette bulunan bir mükellef, yıllık beyannamesinde, ticari kazancıyla birlikte gayrimenkul sermaye iradını da beyan etmiştir. Ancak, yapılan yoklamada, mükellefin gayrimenkul sermaye iradını eksik beyan ettiği tespit edilerek, matrah farkı takdiri için olay Takdir Komisyonuna intikal ettirilmiştir. Takdir Komisyonu kararına göre oluşan matrah farkına ait vergiye Vergi Dairesince kaçakçı ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI