Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler BİR DANIŞTAY KARARI BİR ELEŞTİRİ

BİR DANIŞTAY KARARI BİR ELEŞTİRİ

Yazar : ESKİ BAŞ HESAP UZMANI KEMAL KILIÇDAROĞLU
Dergi : Ekim 1991
KEMAL KILIÇDAROGLU
Gelirler Genel Müdür Yardımcısı

1- OLAY:
 
Bankalar, verdikleri krediler dolayısıyla, belli koşullara uyarak doğabilecek muhtemel zararlar için karşılık ayırabilmektedirler. Buna olanak sağlayan Bankalar Kanununu'nun 32/3. maddesi şöyledir;
"3. Bakanlar Kurulu bankalarca verilen kredilerin durum ve özelliklerini göz önünde bulundurarak doğabilecek muhtemel zararlar için karşılık ayrılmasına ve bunlara ilişkin usul ve esasları tespite yetkilidir. Bankaların Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ayırmak zorunda kaldıkları karşılıkların teminatsız kalan kredilere tekabül eden kısımları ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilir."
Bakanlar Kurulu, 4.5.1988 gün ve 88/12937 sayılı Kararıyla, Bankalar Kanununun verdiği bu yetkiyi kullanmıştır. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının "Kurumlar Vergisi Yönünden Gider Sayılma" ile ilgili 4. maddesi de şöyledir.
"MADDE 4 - Bu Karar uyarınca ayrılacak karşılıkların tamamı bankalarca gider yazılır. Bu Kararın uygulanmasında nakit, hamiline yazılı mevduat sertifikası, Devlet iç Borçlanma Senedi, gelir ortaklığı senedi, borsaya kote edilmiş hisse senedi ve tahvil rehni şeklindeki teminatlı alacaklar dışında kalan alacaklar için gider yazılan meblağlar, kurumlar vergisi yönünden de gider sayılır."
Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının hazırlayıp, Başbakanlığa sunduğu bu Kararnamenin yayımından sonra, Gelirler Genel Müdürlüğü, Bankalar Birliğine bir yazı yazarak, teminatlı alacaklar için ayrılacak karşılıkların vergi yasaları açısından gider yazılamayacağını bildirmiş ve Bankaların bu konuda uyarılmalarını istemiştir. Ancak bazı bankalar, sadece Bakanlar Kurulu Kararında sayılan teminatlar (nakit, hamiline yazılı mevduat sertifikası, Devlet İç Borçlanma Senedi, gelir ortaklığı senedi, borsaya kote edilmiş hisse senedi ve tahvil resmi) için ayrılan karşılıkların vergi yasaları açısından gider yazılamayacağını iddia ederek, gayrimenkul ipoteği karşılığında verilen kredilerin "teminatsız olarak kabul edilmesi" gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bunun doğal sonucu olarak da, gayrimenkul ipoteği teminatı olarak kredi veren bankalar karşılık ayırmış ve ayırdıkları karşılıkları da vergi matrahından düşmüşlerdir. Maliye Bakanlığı ise bu uygulamayı kabul etmemiştir.
II -VERGİ MAHKEMESİ NE DİYOR?
Olayın yansıdığı İstanbul 6. Vergi Mahkemesi, Maliye Bakanlığı uygulamasını şu gerekçeyle onaylamıştır.
"Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde, yukarıda bahsi geçen Bakanlar Kurulu Kararında sayılan teminatlarla teminat altına alınmış olan alacaklar için ayrılan karşılıkların kurumlar vergisi yönünden gider sayılmadığı, kararda belirtilen teminatlarla teminat altına alınmamış ve teminatsız olan alacaklar için ayrılan karşılıkların kurumlar vergisi yönünden gidersayıldığı belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu Kararının tadadi olarak belirtilen teminatlı alacaklar dışında kalan alacaklar için gider sayılan meblağların, kurumlar vergisi yönünden de gider sayılacağı belirtildiğinden, Bankanın müşterilerinden almış bulunduğu gayrimenkul ipoteği şeklindeki teminatın tadadi olarak belirtilen teminatlı alacaklar içinde yer alıp alamayacağının tespiti önem arz etmektedir.
Enflasyonist tazyikin hüküm sürdüğü ekonomimizde, Bankalar müşterilerine açtığı krediler karşılığında, Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinde tadadi olarak belirtilen teminatların dışında gayrimenkul ipoteği şeklinde teminatlarda almaktadırlar.
Bilindiği üzere gayrimenkul ipoteği kredi alacağını güvenceye bağlayan en sağlam bir teminat türüdür. Gayrimenkul, Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinde tadadi olarak sayılan menkul değerlerden daha güvenceli bir değerdir.
Mezkûr maddede açıkça zikredilmemiş olması, menkul değerlere nazaran, nakde tahvilinin daha uzun bir süre almasından kaynaklanmaktadır.
İktisadi hayatın olağan akışı içinde, bankaların iktisadi konjektürdeki dalgalanmalara daha kolay bir şekilde intibak etmesini sağlamak, bankacılık faaliyetlerinin daha süratli bir şekilde sürdürülmesini temin etmek bakımından menkul değerler şeklindeki teminatların tercih edildiği bir vakıa ve Bankacılığa yönelik mevzuatın gereğidir.
Fakat bu mezkûr değerlerden daha güvenceli bir değer olan gayrimenkul ipoteği karşılığında verilen kredilerin, teminatsız ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI