Ara
Filtreler
Kapat
Anasayfa Arşiv Makaleler YENİDEN DEĞERLEMEDE AMAÇ DIŞI BAZI UYGULAMALAR (1)

YENİDEN DEĞERLEMEDE AMAÇ DIŞI BAZI UYGULAMALAR (1)

Yazar : Baş Hesap Uzmanı Mehmet ŞİRİN , Eski Hesap Uzmanı MEHMET BİNGÖL
Dergi : Ekim 1986
MEHMET ŞİRİN                      MEHMET BİNGÖL
Baş Hesap Uzmanı                     Hesap Uzmanı

1 — GİRİŞ :
 
Bilindiği üzere vergi hukukumuzda yeniden değerleme müessesesi ilk olarak 1963 yılında 205 Sayılı Yasa ile 213 sayılı Vergi usul Kanunumuza eklenen Geçici 11. madde ile benimsenmiştir. Vergi, hukuku yönünden mükelleflere fazla bir avantaj sağlamaması nedeniyle ilgi görmeyen bu hüküm, 21.1.1983 tarih ve 2791 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değiştirilerek cazip hale getirilmiş, böylece de 1963 yılından beri uygulama alanına intikal etmeyen yeniden değerleme müessesesine yeni bir şekil ve işlerlik kazandırılmıştır.
ilk uygulaması 1983 yılı içerisinde 31.12.1982 tarihli bilançolarda yapılan müessesenin işler hale getirilmesi, 1970 sonrasında ülkemizde yaşanan hızlı enflasyon sebebiyle kaçınılmaz hale gelmiş bulunmaktaydı. Gerçekten de enflasyon, ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiş ve mikro düzeydeki işletmelerde bilançoların gerçek durumunu tamamıyla çarpıtmıştır. Zira, yetersiz amortisman uygulaması nedeniyle, işletmeler gerçek maliyetlerini saptayamamışlar, dolayısıyla da sermayelerini koruyacak tutarda fon ayıramamışlardır. Bunun sonucu olarak işletmelerde fiktif karlar oluşmuş, bu karlar üzerinden «enflasyon vergisi» ödenmesi ve işletme özsermayesinde erozyon sorunları gündeme gelmiştir.
Ancak geniş mükellef kitlesince benimsenen bu yeniden değerleme uygulaması sonrasında da fiyatlar genel düzeyi devamlı bir artış göstermiş, 1983 ve 1984 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde meydana gelen büyük fiyat artışları sebebiyle de 1982 sonu itibariyle yeniden değerlenen değerler gerçeği yansıtmaktan yine uzaklaşmıştır.
Hal böyle olunca 4.12.1984 tarih ve 3094 sayılı Yasa ve V.U.K.'nun Geçici 11. maddesi yeniden değiştirilerek müesseseye devamlılık kazandırılmıştır. Böylece sabit kıymetlerin yıllık fiyat artışları sebebiyle gerçeği göstermekten uzaklaşan değerlerinin her yıl devamlı olarak yenilenmesine imkan tanınmış bulunmaktadır. Yeni hükme göre, mükellefler fiyat artışlarının %10'u aştığı her yıl, Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nca ilan edilecek oranlara istinaden yeniden değerleme yaparak %10'u aşan fiyat artışlarını sabit kıymetlerine aksettirebileceklerdir.
Ancak yemden değerleme müessesesinin uygulamasında bazı firmaların amaç dışı bazı yollara teşebbüs ederek müesseseyi istismar ettikleri görülmektedir. Gerçekten de bazı işletmelerin yeniden değerlemeye tabi tuttukları sabit kıymet ve iştiraklerini, (değer artış fonları sermayeye eklendikten sonra), hesaplanan değer artışlarım ihtiva etmeyen bir bedelden satmalarıyla ortaya çıkan «satış zararlarını» vergiye tabi diğer kazançlardan tenzil etme yoluna gittikleri gözlemlenmektedir. Bu durumda, sermaye artışı vergiye tabi diğer kurum kazançlarının vergi dışı kalması ile gerçekleşmekte ve böylece «yeniden değerleme» bir bakıma vergiye tabi diğer kazançları kapsayan bir istisna haline dönüşmektedir. Ortada fiktif bir değerleme olayının varlığının kuşkusuz olduğu bu haller ile bunun mümkün olup olmadığı yazımızın izleyen bölümlerinde açıklanmış bulunmaktadır.
2-  YENİDEN DEĞERLEMENİN MAKSAT VE ESPRİSİ :
Yeniden değerlemenin amacı, işletme bilançolarında yer alan iktisadi kıymetlerin mukayyet değerleri ile piyasadaki gerçek değerleri arasında enflasyon nedeniyle ortaya çıkan farklılıkların giderilerek, amortismanların gerçek değerler üzerinden ayrılmasına imkan vermek, fiktif karların oluşmasını engellemek ve böylece de aktif kıymetlerin yenilenmesini sağlayacak yeterli fonların teşekkülünü sağlamaktır. Geçici 11. maddenin gerekçesinde aynen şöyle denmektedir:
....... fiyatlar genel seviyesindeki artış, aktif kıymetlerin fiyatlarının da yükselmes ...

Bu İçeriği Görüntülemek İçin Giriş Yapmanız Gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI