Vergi Dünyasını Keşfet
Popüler Başlıklar
- Birleşme Bölünme Ve Tür Değiştirme Hallerinde Vergi Uygulamaları
- Yargı Kararı Derlemesi -2: Dar Mükellef Kurumlara Yapılan Ödemelerde Vergilendirme
- Tevsi Yatırımlarda İndirimli Kurumlar Vergisi Hesaplaması
- Dönem Sonu Değerleme İşlemleri
- Avans Kar Paylarının Şirkete Geri Çağrılmasının Vergisel Sonuçları
Vergi Dünyası Hesabım
- Üye Ol
-
Giriş
Yeni Üye Ol
Üye hesabı oluşturarak, daha hızlı alışveriş yapabilir, yeni ve eski siparişlerinizin durumunu güncel takip edebilirsiniz.
Yeni Üye Ol -
Sepetim
Sepetinizde 0 ürün var
- Arama
BİLGİ
BİLGİ
Sorular&yanıtlara- İş Hukuku
İş ve Sosyal Güvenlik HukukuCevap :
Yıllık izin ücretine ilişkin düzenlemelere İş Kanunu’ nun 57. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre; işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu ücretin hesabında 50. madde hükmü uygulanır. Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan para dışında işveren tarafından ödenir. Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.
Kullanılmayan yıllık ücretli izinler ilişkin hesaplamalarda dikkate alınacak ücret işçinin çıplak ücretidir. Kullanmaya hak kazanılan fakat kullanılmayan yıllık izin gün sayısı, çalışanın iş akdinin feshedildiği tarihteki günlük brüt ücreti ile çarpılarak brüt yıllık izin ücreti hesaplanır. Bunun dışında işçiye ödenen, yemek parası, yol parası, prim, ikramiye gibi ödemeler izin ücretinin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen 22.12.2003 tarih ve E.2003/10497 ve K.2003/23425 no’ lu karara göre;
“İkramiye, işverenin işçilere, onlardan duydukları memnuniyeti belirtmek ve verimlerini artırmak amacı gibi nedenlerle verdiği ek bir ücrettir. Sosyal Yardım ise, çalışanlar bakımından ücretlerin az olması, enflasyon karşısında ücretlerdeki değer kaybından mağdur duruma düşen bu kişilerin bazı giderlerinin karşılanması amacıyla yapılan ödemeler olup, ücret olmayıp parasal yardımdır. Mahiyet itibarı ile ikramiyede sosyal yardım kavramının kapsamı içerisinde kalabileceğinden izin ücretinin hesabında ikramiyenin değerlendirilmeye alınmaması gerekir.
Davacı, yıllık izin ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda bu alacağın davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.”
Kararı temyiz eden davalı taraf temyiz gerekçelerinde, ücretli izin alacağı hesaplanırken davacının çıplak ücretinin göz önünde tutulmadığını ileri sürmektedirler.
Gerçekten de, davacının Mart 1997 ayı ücret bordrosuna göre brüt ücreti 48.971.000 TL olup, Nisan 1997 ayı ücret bordrosunda ise ücret 86.730.120 TL olarak gözetilmektedir.
Bilirkişi son ücreti esas alarak hesaplama yapmış olup, mahkeme de bu hesaplamaya göre karar vermiştir.
Mart ve Nisan aylarında ki ücret farklılığının nedeni mahkemece irdelenmemiş olup, bu fazlalığın ikramiye gibi diğer ödemelerden kaynaklandığı intibası uyanmaktadır. Nitekim ücret bordrosunun başlığında ikramiye ücret sözleri yer almaktadır.
1475 Sayılı İş Kanununun izin ücreti başlıklı 54. maddesinde, bu ücretin hesabında 46.madde hükmü uygulanır denilmektedir.
46. maddede ise sosyal yardımların ücretlerin hesabında nazara alınmayacağı vurgulanmaktadır.
İkramiye, işverenin işçilere, onlardan duydukları memnuniyeti belirtmek ve verimlerini artırmak amacı gibi nedenlerle verdiği ek bir ücrettir. Sosyal Yardım ise, çalışanlar bakımından ücretlerin az olması, enflasyon karşısında ücretlerdeki değer kaybından mağdur duruma düşen bu kişilerin bazı giderlerinin karşılanması amacıyla yapılan ödemeler niteliğinde olup, ücret olmayıp parasal yardımdır. Mahiyet itibarı ile ikramiyede sosyal yardım kavramının kapsamı içerisinde kalabileceğinden izin ücretinin hesabında ikramiyenin değerlendirilmeye alınmaması gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının temel (çıplak) ücretinin belirlenip bu ücret üzerinden izin ücreti hesabının yapılması gerekir. Eksik incelemeye dayanan mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16.03.2009 tarih ve E.2007/39610 ve E.2009/6793 no’ lu kararına göre ise;
“…Somut olayda, davacının taşeronlar nezdinde çalıştığı döneme ait yıllık ücretli izin alacağının giydirilmiş ücretten kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Yasasının 57/2 maddesinde yıllık ücretli izin alacağının nasıl hesaplanacağı açıkça yazılıdır. Bu yasa hükmüne göre giydirilmiş ücretten hesaplanma olanağı yoktur. Davalı işverenin davacının kendi kadrolu işçisi olduğu döneme ait izin ücretini giydirilmiş ücretten ödemesi taşeron işçisi olduğu önceki döneme emsal oluşturamaz. TİS’ de de giydirilmiş ücretten hesaplama yapılacağına ilişkin hüküm yoktur.
Böyle olunca davacı alacağının çıplak ücretten hesaplanmış miktardan kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.”
İlgili Diğer Yayınlar
Hemen Satın Al
Nisan2021
