Vergi Dünyasını Keşfet
Popüler Başlıklar
- Birleşme Bölünme Ve Tür Değiştirme Hallerinde Vergi Uygulamaları
- Yargı Kararı Derlemesi -2: Dar Mükellef Kurumlara Yapılan Ödemelerde Vergilendirme
- Tevsi Yatırımlarda İndirimli Kurumlar Vergisi Hesaplaması
- Dönem Sonu Değerleme İşlemleri
- Avans Kar Paylarının Şirkete Geri Çağrılmasının Vergisel Sonuçları
Vergi Dünyası Hesabım
- Üye Ol
-
Giriş
Yeni Üye Ol
Üye hesabı oluşturarak, daha hızlı alışveriş yapabilir, yeni ve eski siparişlerinizin durumunu güncel takip edebilirsiniz.
Yeni Üye Ol -
Sepetim
Sepetinizde 0 ürün var
- Arama
BİLGİ
BİLGİ
Haziran 2009
Yurt Dışından Olan Ticari Alacakların Dava Veya İcra Yoluyla Takibi Ve Şüpheli Alacak Karşılığı Uygulaması
Eski Hesap Uzmanı MEHMET ALİ CEYLAN
200
Sepete Ekle
Türk Vergi Sistemi'nde ticari ve zırai kazançların elde edilmesinde "tahakkuk esası" geçerlidir. Bir başka ifadeyle, alacağın miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması vergiye tabi kazancın tespitinde gelir olarak dikkate alınması için yeterli olacaktır. Ancak ticari hayatta mal ve hizmet satışlarının gerçekleştirilmesi ile bu satışlara ilişkin bedellerin tahsili her zaman aynı ana denk gelmemektedir. Bu yüzden işletmeler kimi zaman sattıkları mal ve hizmet bedellerini tahsil etmekte güçlüklerle karşılaşabilmektedir. Kanun koyucu, "tahakkuk esası" çerçevesinde ticari kazancın tespitinde gelir olarak dikkate alınan ancak tahsil edilmesinde çeşitli nedenlerle şüpheler oluşan alacakların, Vergi Usul Kanunu (VUK)'nun 323'üncü maddesinde yer alan bazı şartların sağlanması koşuluyla gider yazılmasına müsaade ederek, mükelleflerin tahsil etmekte sorun yaşadığı alacakları üzerinden vergilendirilmesinin önüne geçmek istemiştir. Bahsi geçen maddede, alacakların şüpheli sayılması ve bu alacaklara karşılık ayrılabilmesi için gereken şartların en önemlileri alacağın dava veya icra safhasında olmasıdır.
Bu İçeriği Görüntüleyebilmek İçin Aşağıdaki Ürünleri Satın Alabilirsiniz.
